D. Can Celasun » Linux http://durucancelasun.info Thu, 29 Jul 2010 18:25:13 +0000 en hourly 1 http://wordpress.org/?v=3.0 Akis Akıllı Kart İşletim Sistemi – Arch Linux http://durucancelasun.info/blog/2010/07/29/akis-akilli-kart-isletim-sistemi-arch-linux/ http://durucancelasun.info/blog/2010/07/29/akis-akilli-kart-isletim-sistemi-arch-linux/#comments Thu, 29 Jul 2010 18:25:13 +0000 Can Celasun http://durucancelasun.info/?p=175 TÜBİTAK UEKAE tarafından geliştirilen AKİS‘i duymuşsunuzdur sanırım. Sitesinden alıntı yaparsak:

AKİS, milli olarak geliştirilmiş bir akıllı kart işletim sistemidir. AKİS güvenlik hizmetleri sunan bir mikroişlemci üstünde koşar ve elektronik imza, şifreleme ve güvenlik anahtarları taşıma hizmetleri sunar. Günlük hayatta AKİS taşıyan akıllı kartlar elektronik imza, elektronik kimlik kartı, kredi kartı, toplu ulaşım kartı vb amaçlarla kullanılabilirler.

AKİS’in Windows sürümü ve Pardus için PiSi paketi var. Ben de “neden olmasın?” deyip Arch Linux için paketledim :) İlgilenenleri buraya davet edeyim ve bir ekran görüntüsü ile yazıma son vereyim:

2010 07 29 212429 1366x768 scrot Akis Akıllı Kart İşletim Sistemi   Arch Linux

]]>
http://durucancelasun.info/blog/2010/07/29/akis-akilli-kart-isletim-sistemi-arch-linux/feed/ 0
Hafif bir Gnome-Do alternatifi: Kupfer http://durucancelasun.info/blog/2010/04/14/hafif-bir-gnome-do-alternatifi-kupfer/ http://durucancelasun.info/blog/2010/04/14/hafif-bir-gnome-do-alternatifi-kupfer/#comments Wed, 14 Apr 2010 16:05:31 +0000 Can Celasun http://durucancelasun.info/?p=170 Kupfer, tıpkı Gnome-Do, Katapult ve Launchy gibi bir hızlı başlatma/arama aracı. Bu tip araçlar arasında özellik düzeyi olarak en gelişmiş olanın Gnome-Do olduğu sanırım tartışmasız kabul gören bir gerçek.

Fakat Gnome-Do’nun gerek C# (ve dolayısıyla Mono) ile yazılmış olması, gerekse birçok Gnome bağımlılığının olması birçok kullanıcı için çekiciliğini yitirmesi, kullanışsız olması anlamına geliyor.

Bugün Gnome-Do için yine GTK ile yazılmış bir alternatif ararken “Kupfer”ı keşfettim. İşlevsel olarak Gnome-Do’ya oldukça benzeyen bu küçük program ne Mono ne de Gnome bağımlılığı içeriyor. Kullanımının tıpkı Gnome-Do gibi kolay olduğunu görünce Kupfer’a geçmeye karar verdim ve şimdilik her ihtiyacımı da görüyor.

Arch Linux kullanıcıları için güncel bir paketini de yaptım: http://aur.archlinux.org/packages.php?ID=27896

Ekran Görüntüleri:

kupfer 2 Hafif bir Gnome Do alternatifi: Kupfer

kupfer 1 Hafif bir Gnome Do alternatifi: Kupfer

kupfer albums Hafif bir Gnome Do alternatifi: Kupfer

]]>
http://durucancelasun.info/blog/2010/04/14/hafif-bir-gnome-do-alternatifi-kupfer/feed/ 0
ATI ekran kartları için donanım hızlandırmasıyla video (Catalyst + XvBA + libva + ffmpeg + Mplayer) http://durucancelasun.info/blog/2010/03/21/ati-ekran-kartlari-icin-donanim-hizlandirmasiyla-video-catalyst-xvba-libva-ffmpeg-mplayer/ http://durucancelasun.info/blog/2010/03/21/ati-ekran-kartlari-icin-donanim-hizlandirmasiyla-video-catalyst-xvba-libva-ffmpeg-mplayer/#comments Sun, 21 Mar 2010 11:42:22 +0000 Can Celasun http://durucancelasun.info/?p=158 nVidia kullanıcılarının vdpau sayesinde uzun süredir sahip olduğu GPU destekli video oynatımı özelliğini nihayet ATI XvBA (X-Video Bitstream Acceleration) sayesinde çalıştırabildim. Özellikle yüksek çözünürlüklü (HD) video oynatmada sıkıntı yaşıyorsanız video decoding yükünü işlemciden alıp ekran kartına vermek çok işinize yarayacaktır.

Aşağıdaki anlatım Arch Linux altında bunun nasıl yapılacağını anlatıyor, ancak diğer dağıtımlara da kolaylıkla uyarlanabilir.

Not: Bu yöntem için ben X.Org 1.7.6 ve Catalyst 10.4 beta kullandım. Catalyst sürücüsünü (en güncel sürüm 10.2) depolarında bulunduran dağıtımlar X.Org 1.6 kullanıyor zira catalyst 1.7′yi desteklemiyor. 2 gün önce ATI’nin Ubuntu’ya “el altından verdiği” 10.4 sürümü 1.7 destekliyor ve ben de bu sürücüyü kullanıyorum. Bu yöntem daha eski sürücülerde çalışıyor mu bilmiyorum.

1) Öncelikle “libva” paketini kurmamız gerekiyor. Paketin eski sürümü AUR’da var ama bu sürüm bende hata verdiği için PKGBUILD’i değiştirerek güncel sürümü kurdum. Güncel PKGBUILD’i paketin sayfasındaki yorumlara yazdım. Adımlar şöyle:

Buradan tarball’u indirip, PKGBUILD’i güncelleyip komut satırında

makepkg

ile paketi inşa ediyoruz. Ondan sonra

pacman -U libva-sds-0.31.0_1_11-2-i686.pkg.tar.gz

ile paketi kuruyoruz.

2) ATI’nin XvBA backend’i için VA-API sürücüsünü kuruyoruz.

Buradan tarball’u indirip, açıp, komut satırında

makepkg

komutu ile inşa ettikten sonra

pacman -U xvba-video-0.6.10-1-i686.pkg.tar.gz

ile paketi kuruyoruz.

3) FFMPEG’in en son sürümüne ihtiyacımız olduğundan, ffmpeg-svn’i kuruyoruz. Bunun için buradan tarball’u indirip, önceki adımdaki gibi paketi oluşturup kuruyoruz. (Not: ffmpeg oldukça büyük bir paket, derlemesi uzun sürebilir.)

4) Son olarak Mplayer’ın VA-API desteği ile derlenmesi gerekiyor. Bunun için buradan mplayer-vaapi paketini indiriyor, aynı yöntemle kuruyoruz.

5) İhtiyacımız olan tüm paketler kurulmuş durumda. Öncelikle herşey yolunda mı diye test edelim. Komut satırında

vainfo

komutunu veriyoruz. Çıktısı ekran kartına göre değişiklik gösterse de benim kartım (HD4330) için şu şekilde:

libva: libva version 0.31.0-sds6
Xlib:  extension "XFree86-DRI" missing on display ":0.0".
libva: va_getDriverName() returns 0
libva: Trying to open /usr/lib/va/drivers/fglrx_drv_video.so
libva: va_openDriver() returns 0
vainfo: VA API version: 0.31
vainfo: Driver version: Splitted-Desktop Systems XvBA backend for VA API - 0.6.10
vainfo: Supported profile and entrypoints
 VAProfileMPEG2Simple            :    VAEntrypointIDCT
 VAProfileMPEG2Main              :    VAEntrypointIDCT
 VAProfileH264High               :    VAEntrypointVLD
 VAProfileVC1Advanced            :    VAEntrypointVLD

6) “libva”in eski sürümüyle uyumluluk için bazı symlink’leri oluşturmamız gerekiyor:

sudo ln -s /usr/lib/libva-x11-0.31.0.6.so.1 /usr/lib/libva-x11-0.31.0.5.so.1
sudo ln -s /usr/lib/libva-glx-0.31.0.6.so.1 /usr/lib/libva-glx-0.31.0.5.so.1
sudo ln -s /usr/lib/libva-0.31.0.6.so.1 /usr/lib/libva-0.31.0.5.so.1

7) Şimdi gerçek bir video ile test edelim. Komut satırında

mplayer -vo vaapi:gl -va vaapi [dosya adı].avi

ile bir video başlatmayı deneyin. Benim test ettiğim video için komut satırındaki çıktı şöyle:

$ mplayer -vo vaapi:gl -va vaapi Flashforward.S01E11-E12.HDTV.XviD-2HD.avi
MPlayer SVN-r30589-4.4.3 (C) 2000-2010 MPlayer Team
144 audio & 329 video codecs
mplayer: could not connect to socket
mplayer: No such file or directory
Failed to open LIRC support. You will not be able to use your remote control.

Playing Flashforward.S01E11-E12.HDTV.XviD-2HD.avi.
AVI file format detected.
[aviheader] Video stream found, -vid 0
[aviheader] Audio stream found, -aid 1
VIDEO:  [XVID]  624x352  12bpp  23.976 fps  1027.5 kbps (125.4 kbyte/s)
Clip info:
 Software: MEncoder dev-SVN-r26940
[vo_vaapi] Using OpenGL rendering
libva: libva version 0.31.0-sds6
Xlib:  extension "XFree86-DRI" missing on display ":0.0".
libva: va_getDriverName() returns 0
libva: Trying to open /usr/lib/va/drivers/fglrx_drv_video.so
libva: va_openDriver() returns 0
==========================================================================
Opening video decoder: [ffmpeg] FFmpeg's libavcodec codec family
[VD_FFMPEG] VA API accelerated codec.
Unsupported PixelFormat 61
[VD_FFMPEG] Trying pixfmt=1.
Movie-Aspect is undefined - no prescaling applied.
VO: [vaapi] 624x352 => 624x352 MPEG-4 VA API Acceleration
[vo_vaapi] Using 1:1 VA surface mapping
FATAL: Cannot initialize video driver.
Unsupported PixelFormat 61
[VD_FFMPEG] Trying pixfmt=0.
Unsupported PixelFormat 61
Could not find matching colorspace - retrying with -vf scale...
Opening video filter: [scale]
The selected video_out device is incompatible with this codec.
Try appending the scale filter to your filter list,
e.g. -vf spp,scale instead of -vf spp.
[VD_FFMPEG] Trying pixfmt=2.
Could not find matching colorspace - retrying with -vf scale...
Opening video filter: [scale]
The selected video_out device is incompatible with this codec.
Try appending the scale filter to your filter list,
e.g. -vf spp,scale instead of -vf spp.
[VD_FFMPEG] Trying pixfmt=3.
Movie-Aspect is undefined - no prescaling applied.
VO: [vaapi] 624x352 => 624x352 Planar YV12
Selected video codec: [ffodivx] vfm: ffmpeg (FFmpeg MPEG-4)
==========================================================================
==========================================================================
Opening audio decoder: [mp3lib] MPEG layer-2, layer-3
AUDIO: 48000 Hz, 2 ch, s16le, 128.0 kbit/8.33% (ratio: 16000->192000)
Selected audio codec: [mp3] afm: mp3lib (mp3lib MPEG layer-2, layer-3)
==========================================================================
[AO OSS] audio_setup: Can't open audio device /dev/dsp: Device or resource busy
AO: [alsa] 48000Hz 2ch s16le (2 bytes per sample)
Starting playback...
Movie-Aspect is 1.77:1 - prescaling to correct movie aspect.
VO: [vaapi] 624x352 => 624x352 Planar YV12
No bind found for key 'c'.                         %  6%  0.7% 0 0
A:   5.0 V:   5.0 A-V: -0.001 ct: -0.039 122/122  7%  9%  0.6% 0 0
Exiting... (Quit)

8 ) Video izlerken GPU’nun ne kadar kullanıldığını görmek isterseniz komut satırında

aticonfig --adapter=0 --od-getclocks

komutunu verip “GPU Load” kısmına bakabilirsiniz. Bahsettiğim video bende şöyle bir sonuç veriyor:

Adapter 0 - ATI Mobility Radeon HD 4300 Series
                            Core (MHz)    Memory (MHz)
           Current Clocks :    450           600
             Current Peak :    450           600
  Configurable Peak Range : [450-450]     [600-600]
                 GPU load :    39%

Gördüğünüz üzere artık video decoding için işlemci değil ekran kartı kullanılıyor. Artık siz de GPU ile hızlandırılmış video’nun keyfini çıkarabilirsiniz :)

Ekran görüntüsü:

Hardware Accelerated Video with ATI

]]>
http://durucancelasun.info/blog/2010/03/21/ati-ekran-kartlari-icin-donanim-hizlandirmasiyla-video-catalyst-xvba-libva-ffmpeg-mplayer/feed/ 0
Sonunda Mono'dan kurtulmak http://durucancelasun.info/blog/2009/11/24/sonunda-monodan-kurtulmak/ http://durucancelasun.info/blog/2009/11/24/sonunda-monodan-kurtulmak/#comments Tue, 24 Nov 2009 18:13:59 +0000 Can Celasun http://www.durucancelasun.info/blog/?p=132 Uzun süredir sistemimi mono‘dan arındırmak istiyor, gnome-do ve tomboy kullandığım için yapamıyordum. Sebeplerine girmek istemiyorum, zira mono konusunda ortalıkta yeterince tartışma var.

Arch Linux altında mono ve C# ile ilgili paketler şu şekilde kaldırılabiliyor:

pacman -Rs mono

Bu komut tomboy ve gnome-do ile gelen mono ve yandaşlarından kurtulmak için yeterli. Asıl eğlenceli kısım şimdi başlıyor: Mono’nun kurulmasını engellemek! Tim Chase adında birisi “Mono No No” adlı küçük bir programcık yazmış, birisi de bunu Arch Linux’a uyarlamış. Paketin tek yaptığı mono kütüphanelerini paket yöneticinize “conflict” (çakışma) olarak göstermek, böylece mono paketlerini bağımlılık olarak kurmaya çalışan bir program olduğunda sizi uyarmış olmak. Bence denemelisiniz :)

Not: Siz de eğer Gnome-Do ve/veya Tomboy kullanıyorsanız ve Mono ile kodlandığı için alternatif arıyorsanız size tavsiyem Launchy ve Gnote olacak. Launch gnome-do için yeterince yetenekli bir alternatif, Gnote is Tomboy’un tamamen aynısı, sadece kodun C++’a çevrilmiş hali.

]]>
http://durucancelasun.info/blog/2009/11/24/sonunda-monodan-kurtulmak/feed/ 4
Linux için en hafif giriş yöneticisi! http://durucancelasun.info/blog/2009/11/22/linux-icin-en-hafif-giris-yoneticisi/ http://durucancelasun.info/blog/2009/11/22/linux-icin-en-hafif-giris-yoneticisi/#comments Sun, 22 Nov 2009 12:51:28 +0000 Can Celasun http://www.durucancelasun.info/blog/?p=127 Giriş yöneticisi olarak ne kullanıyorsunuz? KDM? GDM? SliM? Bunların hiçbirine ihtiyacınız yok! Bu tür sistem yavaşlatan ıvır zıvırdan kurtulmak için yapmanız gerekenler basit.

Öncelikle ~/.bashrc dosyasını açın ve en sonuna şunları ekleyin:

  if [[ -z "$DISPLAY" ]] && [[ $(tty) = /dev/tty1 ]]; then
    startx &
    logout
  fi

Bundan sonra bilgisayarınızı açtığınızda komut satırında kullanıcı adı ve şifrenizi girdiğiniz an X otomatik olarak başlatılacak! Basit ve pratik!

Merak edenler için sistemin çalışma mantığı şöyle: Eğer tty1′deyseniz (ki ilk açılışta orda oluyorsunuz) direk X başlatılıyor. tty1′in X’in çıktılarıyla dolmaması ve X başlatıldıktan sonra logout olabilmek için startx’ten sonra “&” işareti bulunuyor. Eğer X’i başlatmadan giriş yapmak isterseniz CTRL+ALT+F2 ile tty2′ye geçiş yapabilir, bu koda takılmadan giriş yapabilirsiniz.

Kaynak: pbrisbin

]]>
http://durucancelasun.info/blog/2009/11/22/linux-icin-en-hafif-giris-yoneticisi/feed/ 2
Arch Linux ile Firefox PGO http://durucancelasun.info/blog/2009/11/19/arch-linux-ile-firefox-pgo/ http://durucancelasun.info/blog/2009/11/19/arch-linux-ile-firefox-pgo/#comments Thu, 19 Nov 2009 20:40:25 +0000 Can Celasun http://www.durucancelasun.info/blog/?p=122 PGO (Profile Guided Optimization) ile derlenmiş bir Firefox’um olmasını uzun zamandır istiyordum, bugün vakit ayırmaya karar verdim.

Öncelikle bunun uzun süren bir işlem olduğunu bilin. T7700 @ 2.4 GHz işlemci ile 1 saat 5 dakika sürdü.

Başlamak gerekirse:

  • Firefox’u derleyebilmek için autconf-compat paketine ihtiyacımız var ve bu paket AUR’da bulunuyor. Paketi şuradan indiriyoruz.
  • Arşivi açıp o dizinde bir terminal açıyoruz.
  • “makepkg” komutunu veriyoruz.
  • İşlem bitince “sudo pacman -U autoconf-compat-[sürüm no]-pkg.tar.gz” komutuyla paketi kuruyoruz.
  • Sonra Firefox-pgo inşası için gerek dosyaları şuradan indiriyoruz.
  • Arşivi açıp o dizinde bir terminal açıyoruz.
  • “makepkg” komutunu veriyoruz. Bu komutun tamamlanması oldukça uzun (minimum 45dk) sürecek, kahvenizi koyun, gazetenizi okuyun :)
  • İşlem bitince yine “sudo pacman -U firefox-[......].tar.gz” komutuyla Firefox’u kuruyoruz.

İnanılmaz hızlı, sizin bilgisayarınız için optimize edilmiş Firefox’unuz hazır! Ben normal binary pakete göre dramatik bir hızlanma gözledim, sizde de umarım aynısı olur :)

Not: derleme sırasında gcc’ye “march=i686″ parametresi veriliyor. Bu fazlasıyla yeterli olsa da Core 2 Duo işlemcisi olanlar “march=core2″ ile deneyebilirler (inşa dosyasını düzenleyin). Yalnız bu metodun firefox’ta stabilite sorunlarına sebep olduğunu, hatta bazı durumlarda inşanın başarısız olduğunu söyleyenler var. Karar size kalmış.

]]>
http://durucancelasun.info/blog/2009/11/19/arch-linux-ile-firefox-pgo/feed/ 2
Android Live CD Denemeleri http://durucancelasun.info/blog/2009/09/27/android-live-cd-denemeleri/ http://durucancelasun.info/blog/2009/09/27/android-live-cd-denemeleri/#comments Sun, 27 Sep 2009 12:05:36 +0000 Can Celasun http://www.durucancelasun.info/blog/?p=107 Bugün Google’ın Android işletim sistemini test etme fırsatım oldu. Hem de Android yüklü bir cep telefonu olmadan. Nasıl mı? Live Android projesi sayesinde. Öncelikle şuradan live cd’nin iso.001 ve iso.002 dosyalarını indiriyoruz. İndirdiğimiz dizinde

cat liveandroidv0.3.iso.001 liveandroidv0.3.iso.002 > liveandroidv0.3.iso

komutunu çalıştırıyoruz. Oluşan iso dosyasını CD’ye yazabilir, ya da VirtualBox ile test edebilirsiniz. Ben VirtualBox ile çalıştırdım. Sistem ilk açıldığında sizi şöyle bir ekran bekliyor:

Android Ana Ekranı

Ekranın üst tarafındaki arama bölümü hızlı bir web araması yapmanızı sağlıyor:

Android Google Arama Ekranı

Sağdaki barı kullanarak menüye erişebiliyorsunuz.

Android Menü

Örnek olarak birkaç uygulamaya bakalım. Mesela çalar saat:

Android Çalar Saat

Hesap makinesi:

Android Hesap Makinesi

Arama yapma:

Android GSM Arama

Mesaj yazma ekranı:

Android SMS

Müzik Çalar:

Android Müzik Çalar

Sistem Ayarları:

Android Ayarlar Menüsü

Web Tarayıcısı:

Android Web Tarayıcısı

Sonuç olarak, Android bence son derece güzel tasarlanmış bir sistem. Özellikle büyük simgeler dokunmatik ekranlar için ideal. Menü dizilimi, web tarayıcı ve telefon ekranı alışık olduğumuz Google sadeliğinde. Ana ekranın bir bilgisayar masaüstüne benzeyen görüntüsü ise her gün görmeye alıştığımız cep telefonu görünümünden oldukça farklı. Google Android’in daha birçok özelliği var, siz de kendiniz test edip diğer özelliklerini keşfedebilirsiniz.

]]>
http://durucancelasun.info/blog/2009/09/27/android-live-cd-denemeleri/feed/ 2
Darwin, Evrim ve Türkiye http://durucancelasun.info/blog/2009/05/01/darwin-evrim-ve-turkiye/ http://durucancelasun.info/blog/2009/05/01/darwin-evrim-ve-turkiye/#comments Fri, 01 May 2009 21:30:44 +0000 Can Celasun http://www.durucancelasun.info/blog/?p=93 Tübitak olaylarından sonra çok tartışıldı bu konu ama NTV’nin yeni dergisi “NTV Bilim” bu konuda hayranlık uyandıran, sert, güçlü ve kararlı bir üslup seçmiş. Aşağıda derginin Nisan sayısındaki “Okur Mektupları” kısmından iki okur yorumu ve derginin verdiği cevaplar var. Kapitalist düzende, Türkiye’nin hızla geriye gittiği, ortaçağ karanlığına gömüldüğü bu dönemde derginin cevapları gerçekten takdir edilmeye değer.

(Aşağıdaki yorumlar ve verilen cevaplar dergiden aynen alınmıştır).

Yorum 1:

Çeşitli internet sitelerinde NTV Bilim dergisinin Darwin kapaklı sayısının çıkacağını okudum. Defalarca çökertilmiş bu düşüncenin ve insan fıtratına aykırı bu görüşün derginizde yayınlanacak olması ihtimali bile inanılır gibi değildir. Eğer böyle bir şey olursa kendim başta olmak üzere, NTV’nin bütün bulunduğunuz sektörlere boykot gösterip çevreme ve elimden geldiğince herkese bu durumu anlatıp size tepkimi göstermeye devam edeceğim. Ümit ediyorum ki yapılan haberler gerçek dışıdır…

NTV Bilim’in cevabı:

Haberler gerçekdışı değildir (yine de, kapak konusu değil, dosya konusu olarak düzeltelim), fakat Darwin’in “defalarca çökertilmiş” olduğu gerçekdışıdır. (Dosyamızdaki yazılara bakınız lütfen.) Okurumuzun yaklaşımı ise bilimdışıdır, ama belki daha önemlisi başka fikirlere hoşgörü dışıdır, beğenmediği gerçekleri yoksayma işidir.

—–

Yorum 2:

Bu yorum oldukça uzun ama kısaca şunları söylüyor: Yorumu yazan bilgisayar bilimlerinde insan-bilgisayar etkileşimi üzerine çalışan bir araştırma görevlisiymiş. Kısaca kanıtlanmamış bir teori olan evrim teorisini sunmakla, evrimle ilgili yazmakla “tarafsızlık”tan taviz verildiğini, ve genelde bu tür dergileri almadığını söylemiş.

NTV Bilim’in cevabı (örnek alınası bir cevap):

[...] Okurumuzun esaslı sorunu, öyle anlaşılıyor ki, dergiyle değil, evrim teorisiyle. [Kendisi] kendisini ikna eder mi etmez mi bilemeyiz, ama bu sayıda yer verdiğimiz geniş evrim dosyasında, evrimin “teorik veya fiziksel deneylerle ispatlanmış” olduğunu görebilir. NTVB, sırf okur kapmak için bilim karşıtlığına prim vermeyecek.

—————

Yorum sizin…

]]>
http://durucancelasun.info/blog/2009/05/01/darwin-evrim-ve-turkiye/feed/ 10
Internet Toplumu, Toplulukları ve Türkiye http://durucancelasun.info/blog/2009/02/04/internet-toplumu-topluluklari-ve-turkiye/ http://durucancelasun.info/blog/2009/02/04/internet-toplumu-topluluklari-ve-turkiye/#comments Tue, 03 Feb 2009 22:55:37 +0000 Can Celasun http://www.durucancelasun.info/blog/?p=75 Bugün telefonda kız arkadaşımla oldukça ilginç bir tartışmaya girdik. Adını koymamışsak da konu, Türkiye’deki ortalama bir insanın Internet ve Internet’in sunduklarına bakışı ile, batılı toplumların bakışı arasındaki farklılıktı.

Örnek vermek gerekirse; Diyelim ki sağlığınızla ilgili aklınıza takılan birşey var ve “bir sorup soruşturalım, neyin nesiymiş öğrenelim” diyorsunuz. Bu soruyu Internet’te tanıdığınız insanlara sorar mısınız? Sormanızda sakınca var mı? Diyeceksiniz ki nerde sorduğuna bağlı. Takip edenler bilirler xkcd‘yi. xkcd’nin en abartısız haliyle “devasa” bir de forumu var. Forumda karikatürden bilişim dünyasına, siyasetten evrenin oluşumuna, insan ilişkilerinden beslenmeye kadar aklınıza gelebilecek her türlü konu, “geek” bir kitle tarafından tartışılıyor. Orada “Men thread” (erkekler başlığı) adlı bir başlık var, erkekler ve erkeklere özgü “sorunları” tartışıyorlar. Burada sorununuzu dile getirir misiniz? Ben olsam getirirdim, en azından bunu orada da paylaşma fikrini garipsemezdim. Arkadaşım ise Internet’in bu tip işler için “uygun” ve “güvenli” olmadığını, insanların Internet’te bu tip şeyleri paylaşmalarının garip ve yanlış olduğunu, yüzyüze konuşulacak şeyleri Internet’ten tanıdığımız bir kitleyle paylaşmamamız gerektiğini söyledi. Döneceğiz bu konuya.

Şimdi bunu yazarken aklıma geldi, hani bir GSM operatörünün reklamı var, oğlan annesine bilgisayarda birşeyler yaptırmaya çalışıyor, kadın kalkıp pencereyi açıyor, fareyi söküyor v.s. İşte arkadaşımın fikri bana reklamdaki anne konumundaki insanların bakış açısıymış gibi geliyor. Bence bu insanlar Internet’i sadece “MSN’e girilen, Google’da arama yapılan, haberlere bakılan, bazen de alışveriş yapılan yer” olarak görüyor, Internet’in bir de “sosyal yönü” olabilmesine ihtimal vermiyor, olsa bile bunun yanlış olduğunu düşünüyor.

Döneceğiz dediğim yere dönelim. Mesela xkcd forumlarında sordunuz, “ben şöyle şöyle biriyim ve 100 şınav testi‘ni denemek istiyorum, sizce deneyeyim mi?”. Birisi de “ben de öyle biriyim ve denedim, zor oldu ama yaptım” dedi. Siz de denediniz ve diyelim ki sakatlandınız. Şimdi alternatif senaryoya bakalım. Bu soruyu forumda değilde tanıdığınız bir arkadaşınıza sordunuz, o da “dene canım ne olcak” dedi, denediniz, sakatlandınız. Şimdi bu iki sakatlanma arasında bir fark var mı? Bence yok. Arkadaşım ise Internet’ten tanıdığın birinin cevabına güvenmenin çok büyük bir risk olduğunu, onun yalan söylemediğinin ne malum olduğunu ve Internet’ten duyduğunuz birşey üzerine harekete geçmenin, birşeyler yapmanın çok riskli olduğunu düşünüyor.

Bence bu durum Internet’teki bir kişiye duyulan güvensizlikle alakalı değil. Bilenler bilir, xkcd forumları son derece oturmuş, insanların açıkça aklından geçenleri paylaştıkları bir forumdur, kimsenin size yalan söylemek, sizi dolandırmak için bir sebebi yoktur, onlarda sizin gibi insanlardır. O yüzden bence durum güvensizlik hissiyle değil, “reklamdaki anne” bakışıyla alakalıdır. Yani klasik bir “anlamadığı, bilmediği şeyden korkma ve o şeyi kötüleme” davranışıdır. Yanlış anlaşılmasın, küçümsemek için söylemiyorum, sadece bunun yaygın bir davranış biçimi olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Batılı toplumlar gündelik hayatın konularını Internet’te tanıdığı insanlarla paylaşmaktan çekinmiyorlar, biz ise çekiniyoruz. Bence bunun “tek” sebebi de yukarıda bahsettiğim durumdur.

Siz ne dersiniz? İnsanlar “bilinmeyene duyulan korku”dan dolayı mı böyle davranıyorlar? Yoksa gündelik hayatın da tartışıldığı Internet toplulukları gerçekten zararlı oluşumlar mı?

Yorumlarınız dört gözle beklenmektedir.

]]>
http://durucancelasun.info/blog/2009/02/04/internet-toplumu-topluluklari-ve-turkiye/feed/ 8
Airplot! http://durucancelasun.info/blog/2009/01/26/airplot/ http://durucancelasun.info/blog/2009/01/26/airplot/#comments Mon, 26 Jan 2009 19:17:37 +0000 Can Celasun http://www.durucancelasun.info/blog/?p=67 Başlamadan önce: Bir Greenpeace aktivisti olarak bu yazının olabildiğince çok kişiye ulaşması gerektiğine inandığım için üyesi olduğum tüm gezegenlerde görünecek şekilde etiketledim.

“Airplot!”u duydunuz mu? Sanırım duymadınız. “Airplot!” bir Greenpeace eylemi. Kısaca anlatayım; İngiliz hükümeti Londra’daki Heatrow havaalanına yeni bir pist yapmak istiyor ve Greenpeace bununla mücadele ediyor. Neden mi?

  • Pistin yapılması için bir kasabanın yıkılması gerekiyor. Bu yaklaşık 700 kişinin evlerinden ve işlerinden olması demek.
  • 3. pistin inşası ile Heatrow, İngiltere’nin küresel ısınmaya en çok katkıda bulunan varlığı haline geliyor.
  • Bu pistin çevresinde yer alan 114 okul inip kalkan uçaklar nedeniyle işlevselliğini yitirecek ve verimsizleşecek.
Airplot!

Airplot!

Peki Greenpeace ne yaptı? 3. pisti çevreleyecek arazinin tam ortasında bir arsa satın aldı! Evet yanlış duymadınız, arazinin ortasında bir arsası var Greenpeace’in! İşin hukuksal boyutu burada devreye giriyor. Yasal olarak tapunun üzerinde 4 gerçek veya tüzel kişinin adı yazabiliyor. Bunlar Emma Thompson, komedyen Alistair McGowan, İngiliz parlamenter adayı Zac Goldsmith ve Greenpeace UK. Bunlar dışında bir de “beneficiary owners” diye birşey var ki biz(ler) de orada devreye giriyoruz. Bir arsanın sınırsız sayıda “hak sahibi” sahibi olabiliyor yasal olarak!

Peki hükümet bu “sorunu” nasıl çözmeyi düşünüyor? İstimlak ederek. Şanslıyız ki bu iş göründüğünden çok daha zor olacak onlar için zira bir arsanın “kamu yararına” istimlak edilebilmesi için tüm hak sahiplerine bizzat ulaşılması ve yazılı izinlerinin alınması gerekiyor. Yani siz Türkiye’den biri olarak hak sahibi olursanız oraya pist yapmak için sizin de yazılı izniniz gerekecek!

Bu durum pist inşaatının en az yıllarca ertelenmesi ve hatta iptalinin gündeme gelmesi demek!

Pek siz ne yapabilirsiniz? Greenpeace’in arsası üzerinde hak sahibi olabilirsiniz! Bunu nasıl yapacaksınız peki? Sadece şu adresteki formu dolduracaksınız ve arsanın bir parçası sizin olacak!

Heatrow'un yeni pisti ve çevresi

Heatrow'un yeni pisti ve çevresi

Sağdaki resim durumun ne kadar kötü olduğunu biraz daha iyi açıklıyor. Tek tek inceleyelim:

  • Kırmızı dikdörtgen yeni pistin yapılacağı alanı gösteriyor.
  • Mavi alan içindeki herşey yerle bir edilecek çünkü o alan pisti çevreleyen çitlerin içinde kalacak.
  • Soldaki kırmızı ünlem çitin içinde kalacağı için yıkılacak yerleşim birimlerinin yerini gösteriyor.
  • Sağdaki alan ise çitin dışında kalmasına rağmen iniş yönünde yüksek bina olmaması gerektiği için yıkılacak yerleşimleri simgeliyor.

İşte bu kadar. Çevremize yapılan bu saldırıya lütfen sizler de duyarsız kalmayın, formu doldurun, eylemdeki yerinizi alın ve en önemlisi gezegeninize sahip çıkın!

]]>
http://durucancelasun.info/blog/2009/01/26/airplot/feed/ 10