D. Can Celasun

Internet Toplumu, Toplulukları ve Türkiye

Bugün telefonda kız arkadaşımla oldukça ilginç bir tartışmaya girdik. Adını koymamışsak da konu, Türkiye’deki ortalama bir insanın Internet ve Internet’in sunduklarına bakışı ile, batılı toplumların bakışı arasındaki farklılıktı.

Örnek vermek gerekirse; Diyelim ki sağlığınızla ilgili aklınıza takılan birşey var ve “bir sorup soruşturalım, neyin nesiymiş öğrenelim” diyorsunuz. Bu soruyu Internet’te tanıdığınız insanlara sorar mısınız? Sormanızda sakınca var mı? Diyeceksiniz ki nerde sorduğuna bağlı. Takip edenler bilirler xkcd‘yi. xkcd’nin en abartısız haliyle “devasa” bir de forumu var. Forumda karikatürden bilişim dünyasına, siyasetten evrenin oluşumuna, insan ilişkilerinden beslenmeye kadar aklınıza gelebilecek her türlü konu, “geek” bir kitle tarafından tartışılıyor. Orada “Men thread” (erkekler başlığı) adlı bir başlık var, erkekler ve erkeklere özgü “sorunları” tartışıyorlar. Burada sorununuzu dile getirir misiniz? Ben olsam getirirdim, en azından bunu orada da paylaşma fikrini garipsemezdim. Arkadaşım ise Internet’in bu tip işler için “uygun” ve “güvenli” olmadığını, insanların Internet’te bu tip şeyleri paylaşmalarının garip ve yanlış olduğunu, yüzyüze konuşulacak şeyleri Internet’ten tanıdığımız bir kitleyle paylaşmamamız gerektiğini söyledi. Döneceğiz bu konuya.

Şimdi bunu yazarken aklıma geldi, hani bir GSM operatörünün reklamı var, oğlan annesine bilgisayarda birşeyler yaptırmaya çalışıyor, kadın kalkıp pencereyi açıyor, fareyi söküyor v.s. İşte arkadaşımın fikri bana reklamdaki anne konumundaki insanların bakış açısıymış gibi geliyor. Bence bu insanlar Internet’i sadece “MSN’e girilen, Google’da arama yapılan, haberlere bakılan, bazen de alışveriş yapılan yer” olarak görüyor, Internet’in bir de “sosyal yönü” olabilmesine ihtimal vermiyor, olsa bile bunun yanlış olduğunu düşünüyor.

Döneceğiz dediğim yere dönelim. Mesela xkcd forumlarında sordunuz, “ben şöyle şöyle biriyim ve 100 şınav testi‘ni denemek istiyorum, sizce deneyeyim mi?”. Birisi de “ben de öyle biriyim ve denedim, zor oldu ama yaptım” dedi. Siz de denediniz ve diyelim ki sakatlandınız. Şimdi alternatif senaryoya bakalım. Bu soruyu forumda değilde tanıdığınız bir arkadaşınıza sordunuz, o da “dene canım ne olcak” dedi, denediniz, sakatlandınız. Şimdi bu iki sakatlanma arasında bir fark var mı? Bence yok. Arkadaşım ise Internet’ten tanıdığın birinin cevabına güvenmenin çok büyük bir risk olduğunu, onun yalan söylemediğinin ne malum olduğunu ve Internet’ten duyduğunuz birşey üzerine harekete geçmenin, birşeyler yapmanın çok riskli olduğunu düşünüyor.

Bence bu durum Internet’teki bir kişiye duyulan güvensizlikle alakalı değil. Bilenler bilir, xkcd forumları son derece oturmuş, insanların açıkça aklından geçenleri paylaştıkları bir forumdur, kimsenin size yalan söylemek, sizi dolandırmak için bir sebebi yoktur, onlarda sizin gibi insanlardır. O yüzden bence durum güvensizlik hissiyle değil, “reklamdaki anne” bakışıyla alakalıdır. Yani klasik bir “anlamadığı, bilmediği şeyden korkma ve o şeyi kötüleme” davranışıdır. Yanlış anlaşılmasın, küçümsemek için söylemiyorum, sadece bunun yaygın bir davranış biçimi olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Batılı toplumlar gündelik hayatın konularını Internet’te tanıdığı insanlarla paylaşmaktan çekinmiyorlar, biz ise çekiniyoruz. Bence bunun “tek” sebebi de yukarıda bahsettiğim durumdur.

Siz ne dersiniz? İnsanlar “bilinmeyene duyulan korku”dan dolayı mı böyle davranıyorlar? Yoksa gündelik hayatın da tartışıldığı Internet toplulukları gerçekten zararlı oluşumlar mı?

Yorumlarınız dört gözle beklenmektedir.

Airplot!

Başlamadan önce: Bir Greenpeace aktivisti olarak bu yazının olabildiğince çok kişiye ulaşması gerektiğine inandığım için üyesi olduğum tüm gezegenlerde görünecek şekilde etiketledim.

“Airplot!”u duydunuz mu? Sanırım duymadınız. “Airplot!” bir Greenpeace eylemi. Kısaca anlatayım; İngiliz hükümeti Londra’daki Heatrow havaalanına yeni bir pist yapmak istiyor ve Greenpeace bununla mücadele ediyor. Neden mi?

  • Pistin yapılması için bir kasabanın yıkılması gerekiyor. Bu yaklaşık 700 kişinin evlerinden ve işlerinden olması demek.
  • 3. pistin inşası ile Heatrow, İngiltere’nin küresel ısınmaya en çok katkıda bulunan varlığı haline geliyor.
  • Bu pistin çevresinde yer alan 114 okul inip kalkan uçaklar nedeniyle işlevselliğini yitirecek ve verimsizleşecek.
Airplot!

Airplot!

Peki Greenpeace ne yaptı? 3. pisti çevreleyecek arazinin tam ortasında bir arsa satın aldı! Evet yanlış duymadınız, arazinin ortasında bir arsası var Greenpeace’in! İşin hukuksal boyutu burada devreye giriyor. Yasal olarak tapunun üzerinde 4 gerçek veya tüzel kişinin adı yazabiliyor. Bunlar Emma Thompson, komedyen Alistair McGowan, İngiliz parlamenter adayı Zac Goldsmith ve Greenpeace UK. Bunlar dışında bir de “beneficiary owners” diye birşey var ki biz(ler) de orada devreye giriyoruz. Bir arsanın sınırsız sayıda “hak sahibi” sahibi olabiliyor yasal olarak!

Peki hükümet bu “sorunu” nasıl çözmeyi düşünüyor? İstimlak ederek. Şanslıyız ki bu iş göründüğünden çok daha zor olacak onlar için zira bir arsanın “kamu yararına” istimlak edilebilmesi için tüm hak sahiplerine bizzat ulaşılması ve yazılı izinlerinin alınması gerekiyor. Yani siz Türkiye’den biri olarak hak sahibi olursanız oraya pist yapmak için sizin de yazılı izniniz gerekecek!

Bu durum pist inşaatının en az yıllarca ertelenmesi ve hatta iptalinin gündeme gelmesi demek!

Pek siz ne yapabilirsiniz? Greenpeace’in arsası üzerinde hak sahibi olabilirsiniz! Bunu nasıl yapacaksınız peki? Sadece şu adresteki formu dolduracaksınız ve arsanın bir parçası sizin olacak!

Heatrow'un yeni pisti ve çevresi

Heatrow'un yeni pisti ve çevresi

Sağdaki resim durumun ne kadar kötü olduğunu biraz daha iyi açıklıyor. Tek tek inceleyelim:

  • Kırmızı dikdörtgen yeni pistin yapılacağı alanı gösteriyor.
  • Mavi alan içindeki herşey yerle bir edilecek çünkü o alan pisti çevreleyen çitlerin içinde kalacak.
  • Soldaki kırmızı ünlem çitin içinde kalacağı için yıkılacak yerleşim birimlerinin yerini gösteriyor.
  • Sağdaki alan ise çitin dışında kalmasına rağmen iniş yönünde yüksek bina olmaması gerektiği için yıkılacak yerleşimleri simgeliyor.

İşte bu kadar. Çevremize yapılan bu saldırıya lütfen sizler de duyarsız kalmayın, formu doldurun, eylemdeki yerinizi alın ve en önemlisi gezegeninize sahip çıkın!

Dersler, kariyer ve gelecek planları, motivasyon ve hayat

Az önce kalmaktan çok korktuğum bir dersten geçtiğimi öğrendim. O kadar rahatladım ki anlatamam. Mezuniyete 3 dönem kala artık işleri ciddiye almanın zamanı geldi galiba… Konsantrasyonum o kadar bozuk ki aynen şöyle oldum:

Im an idiot

Kariyer için de karar verdim, “sinyalci” olacağım. Önümüzdeki dönemden başlayarak sinyal işleme, görüntü ve ses analizi üzerine dersler almayı, okulda bu alanda çalışmaları olan profesörlerle proje yapmayı düşünüyorum.

Tabi bütün bunlar motivasyon istiyor, hayatım boyunca hep eksikliğini duyduğum, sırf bu yüzden başaramadığım birçok şey var. Bir şekilde motive olmam ve yıllardır yapmadığım şeyi yapıp çalışmaya başlamam gerekiyor.

Hayat kapıya dayandı artık. Askerlik var, yüksek lisans var, iş bulma var. Tabi bunların yanında hayallerim de var. Mesela kuzey ülkelerinden birinde iş bulup oralara yerleşmek istiyorum bir gün. İrlanda ve Kanada öncelikli tercihim. Yaşam kalitesinin daha yüksek olduğu, insana “sırf insan olduğu için” saygı gösteren, seviyeli insanlar daha çok oralarda. Milletçe kendimizi küçük, ezik görme huyumuzdan, “burası Türkiye, doğal şeyler bunlar” dediğimiz herşeyden uzaklaşmak, bir fark yaratabilme şansım olsun istiyorum.

Çok şey mi istiyorum? Yeterince çok değil…

Linode deneyimlerim

Uzun süredir kullandığım shared hosting’den kurtulsam da kendi sunucum olsa, aklıma esen şeyleri denesem, sunucu yönetimi ile haşır neşir olsam diyordum. Bu arayışım sırasında Linode’u (Linux Node) keşfettim.

Linode VPS hizmeti veren bir site. Sanallaştırma için XEN kullanıyorlar ve bu sayede her kullanıcı kendi swap alanını oluşturabiliyor. Tek tıklamayla istediğiniz dağıtımı (15-20 tane seçenek var) minimal özellikleriyle kurabiliyorsunuz. Ondan sonra ssh ile root erişimi sağlayabiliyor, canınızın istediği herşeyi yapabiliyorsunuz. Yapabilecekleriniz konusunda pratik olarak pek bir sınırlama yok. Web sunucusu, e-posta sunucusu, dns sunucusu hatta irc sunucusu bile kurabilirsiniz. Sunucunuz ile ne yapacağınız konusunda tamamen özgürsünüz.

Linode ile ilgili müşteri yorumlarını araştırırken dikkatimi en çok çeken şey bir tane bile olumsuz yorumun olmayışıydı. Bu da muhtemelen son derece hızlı, kaliteli ve ilgili müşteri hizmetlerinden kaynaklanıyor. Benim şu ana kadar açtığım “support ticket”lara aldığım ortalama tepki süresi 15 dakika!

Sitenin kurucuları kullandıkları yazılımları da tamamen kendileri kodlamışlar. Linode Platform Manager ve Linode DNS Manager ile sistem kurma, harddisk ve swap oluşturma gibi birçok işi kolaylıkla yapabilirsiniz. İş modelleri de oldukça şeffaf. Mesela sizin linode’unuzun bulunduğu sunucunun yük durumunu bile açıkça görebiliyorsunuz. Ayrıca üye olurken sizin linode’unuzun hangi veri bankasında (data center) olacağına bile siz karar verebiliyorsunuz.

İşte Linode Platform Manager’dan bir ekran görüntüsü:

Linode Platform Manager

Linode Platform Manager

Linode’un sağladığı bir diğer olanak da sizinle aynı sunucuda bulunan insanlara onlara ayrılmış kaynakları kullanmadıkları zaman siz o kaynakları da kullanabiliyorsunuz.

Tüm veri bankaları Amerika’da olmalarına ve ben en küçük paketi kullanıyor olmama rağmen bağlantı hızları mükemmel. Son yaptığım testlerde 10MB/s (MegaByte, bit değil!) gibi hızlara ulaşabildim.

Kısaca makul fiyatlarla (en küçük paket $19.95), tamamen sizin kontrolünüzde olan bir sunucu istiyorsanız Linode tam size göre!

Not: Eğer üye olmayı düşünüyorsanız buradan üye olursanız sevinirim. 90 gün üye kalırsanız bana 20 dolar kredi veriyorlar :)

Mim kervanına biz de katılalım

Son zamanlarda birçok yerde görmeye başladım bu mimi. Kernel Planet, Gnome Planet, Gentoo Planet ve benzeri yerlerde sıkça görmeye başladım ve kervana katılmak istedim.

Kurallar şöyle:

  • En yakınınızdaki kitabı elinize alın.
  • 56. sayfayı açın.
  • 5. cümleyi bulun.
  • O cümleyi bu açıklamalarla birlikte günlüğünüze yazın.
  • Favori kitabınızı, “havalı” bir kitabı v.s seçmeye kalkmayın, size EN YAKIN olanı alın.
  • Mimi duyduğunuz yere bağlantı vererek siz de yayın!

Benim girdim şöyle:

“Starting from (3.37), derive the formula (3.39) for the Fourier series coefficients of the triangle wave.”

Türkçe’ye çevirirsek:

“(3.37)’den başlayarak, (3.39)’da belirtilen üçgen dalganın Fourier serisi katsayaları formülünü elde edin.”

Kitap “Signal Processing First”, yazarlar “James McClellan, Ronald Schafer, Mark Yoder”.

Öyle görünüyor ki eğitimim istediğimden fazla zamanımı alıyor…

Portakal geliyor!

Linux Linux oldu olalı böyle program görmedi!

Portakal

“Portakal” gümbür gümbür geliyor… Bekleyin… Az kaldı…

Siyasi Pusula – The Political Compass

Belki çoğunuz biliyordur ama The Political Compass diye bir site var. Güzel bir akademik/araştırmacı çalışmanın ürünü.

Test size bazı genel ifadeler söylüyor ve ne derece katılıp katılmadığınızı soruyor. Sonunda da dörte eksenli bir grafikte dünya görüşü olarak nerede durduğunuzu gösteriyor.

Yatay eksen sağcı/solcu ayrımı yaparken dikey eksen (otoriter/özgürlükçü) ayrımı yapıyor. Uçları ise şöyle tanımlamışlar:

Aşırı sol: Komunizm

Aşırı sağ: Neo liberalizm

Aşırı özgürlükçü: Anarşizm

Aşırı otoriter: Faşizm

Çeşitli dünya liderlerinin ve önemli kişilerin grafikteki yerleri ise şöyle:Grafik

Ben testi yaptığımda Nelson Mandela ile Dalai Lama’nın arasında bir yerde çıktım. Gayet doğru görünüyor :)

İngilizceniz varsa mutlaka birkaç dakikanızı ayırıp teste bakın derim. Sonuçlarını da burada paylaşırsanız ayrıca sevinirim :)

Kadınları anlamaya çalışmak

Bugün yine ekşi sözlük geziniyordum ki gözüme aşağıdaki yazı takıldı, buraya da yazıp ölümsüzleştirmek istedim. Valla ben -henüz- çok çekmedim bu kadın milletinden ama çekeni de çektireni de çok gördüm. Orada bir yerlerde bu satırları okuyanlar arasında elbet vardır birileri bu hikayenin küçük küçük parçalarının tanıdık geldiği, bir “offf offfff” dedirttiği…

Neyse, sizi yazımızla başbaşa bırakayım ve sözlüğün dipsiz kuyusuna döneyim.

———————————–

Önemli Not: Aşağıdaki yazı bazı kişileri rahatsız edebilecek ifadeler barındırabilir, küfür duymaya en ufak bir tahammlü bile olmayanlar buraya tıklayarak uzaklaşabilirler.

———————————–

i$ bu entry’de anlatlilicak kadinlardan mumkun mertebe kacmak farz’dir sozluk’cum. hatta raki’nin yaninda rokadir, biranin yaninda cerezdir, soguk koladir, sigara yaninda kahvedir, hatta starbucksda extra shot’li espresso frappuccino’dur.

anliyamazsin abijim kadinlari. anladim diyen yalan soyler hadi ordan derler adama. neden mi? ahh be sozluk nasi bi soru bu hic mi bi kadinla takilmadin sen, hic mi gormedin dengesizligin kralini, hic mi ya$amadin sanki de sacma sapan konularda kavga etmedin, hic mi surat cekmedin, hic mi trip’lerin kralini yemedin.

hani derler ya erkeklerin hayatinda ki ilk ciddi kadin anneleridir diye. hic unutmam 2002 yiliydi sanirim valide sultan’dan yemi$tim en kral tribi. onceden olan sevgililerimle de ayni $eyleri ya$ami$tim ama hayatimdaki master kadindan boyle bir davrani$ gorunce, bilirsin baliklarin sudan cikmi$ halini ondan beter oldum. neden mi? ne biliiim ben. kanlarinda mi var, hislerinde mi var nerelerinde varsa var, kadin anatomisinin hastasiyim ama o guzel vucuda o duzgun fizige veya o kivrimlarin duzgunlugune falan filan yaki$cak bi$i degil bu. her gulun dikeni mi var birak gozunu seviiim yemi$im boyle deve dikenini. tamam tamam laf etme “ehh be turbo6kv hem bu kadar laf ediyosun da ne diye kasiyosun` diye, birak gozunu seviiim gay mi oliiim yani. $aka bi yana kadinsiz hayat olmaz olmuycakta.

ahh ya celi$kiye bakar misin, kadina laf et, 35′lik bitir, gece uyumadan once hayalini kur, sabah nasi uyandirsam acaba diye du$un et, mutlu etmek icin gotunu 88 parcaya ayir ama gene de laflarin, triplerin kralini cek. soylencem tabii, gerci soylenicem de kim duyucak, kim anliycak, kim “biraz daha farkli davransam” diyecek. biksam bi turlu bikmasam biktiriyolar zaten yani neymi$ bikicaz ama bikmak bilmiycez. hayatimin anasini siktiniz be, ziyadenizle tadini cikarin canlarim. ama ben sizi cozdum demiyorum da sizi cozmeye adim adim yakla$iyorum. aslinda te$ekkur etmem lazim size, universiteye, pilotaj egitimine ona buna dunyalarin parasini verdim ama size 5 kuru$ vermiyorum. bi dakka bi dakka gaza gelmeyin hemen, evet sizinle paralarin kralini harcadim, fatura odemek icin oglenleri gevrek* ayran yaptim kac gun kabul olsun, hatta helal-i ho$ olsun, yarasin yeter ki beraber olsun.

ne diyorduk, koptuk biraz. murphy olsa kiciyla gulerdi bana. zaten killaniyorum bu murphy acaba hatun muydu diye. ulan lugata ironi diye bi kelime kazandirdiniz gotunuz tavan olmu$tur eminim. merak etmeyin olmasa bile zaten erkekler ne icin var, “cok guzelsin sevgilim”, “aaa bugun ne kadar tatlisin”, “super yaki$mi$ bu sana”, “ne guzel yemek yapmi$sin*” laflari zaten hazir asker sizlerin o suratiniz biraz gulsun diye tekmil vermek icin bekliyorlar nasi olsa. bi de oyle dengesizsiniz ki “canim ya ne guzel olmu$sun bugun” lafina cevabiniz ne sizin, 1dk 1dk hemen siritmayin okurken hemen soyliyeyim ben “ne o yani, bundan once guzel degil miydim?”. rahatsizsiniz net rahatsizsiniz. ulan iltifat etsek bi turlu etmesek zaten malum.

daha neler var sizi anlatmak icin ama anlattikca agirliginiz artiyor omuzlarimda i$te.

neler ya$adim, neler gordum, kimleri sevdim veya sevildim hikaye. i$inize geldigi zaman “ben sana a$igim bi he de kapinda kole olurum” diyosunuz da, biz erkeklerin malligi i$te inaniyoruz.

$aka bi yana. saygim sonsuz butun guzel ili$kilere, tadinda keyfinde kralini da ya$adim, ya$attiginiz her$ey icin size cok te$ekkur ederim ama rica ederim bana lutfen “beni anlamiyorsun” lafi ile gelmeyin. sizi tanri’dan ba$ka hic kimse anlamaz, anladigini soyliyeninde anlini kari$lamam icin booking yapabilirsiniz. keyifle gelip kari$layip donebilirim geri…

edit: al i$te dakika 1 gol 1 gelen yoruma bakar misin sozluk “birak birak hak etmi$sindir sen”

inanilmazsiniz siz inanilmaz.

———————————–

Kaynak vermezsek ayıp olur: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=%2313704348

Açılış sırasında ekran çözünürlüğünü değiştirmek

Bugün forumlarda bir kullanıcının boot sırasında monitorünün frekans hatası yüzünden kapandığıyla ilgili bir başlık gördüm. Bu tür sorunları çözmek veya açılış sırasında yüksek bir çözünürlük kullanmak isteyenler için küçük bir rehber hazırlamak istedim.

———————–

Öncelikle aşağıdaki vesafb modları tablosuna bakalım:
Vesafb Tablosu

Bu tablo Grub parametrelerini seçerken bize gerekecek. Şimdi, grub.conf dosyasını açıyoruz. Frekans hatası yüzünden sistemi hiç açılmayanlar bir çalışan cd’yi kullanarak ya da yüklü başka bir dağıtımdan komut satırına erişebilirler.

Grub.conf’u açalım:

sudo nano /boot/grub/menu.lst

Normalde sistemi başlatmak için kullandığınız başlığı bulun ve orada “kernel” ile başlayan satıra gelin. Aşağıdakine benzer bir satır olmalı:

kernel /boot/vmlinuz-2.6.15-26-386 root=/dev/hda5 ro quiet splash

Şimdi satırın sonuna ilgili vesafb parametresini ekleyeceğiz. Eğer hiçbirşey eklemezsek varsayılan değer olarak vesafb=normal kullanılıyor, bu da 640×480 çözünürlüğe denk geliyor. Mesela 16 bit renk derinliğinde 1024×768 çözünürlük istiyorsa (sanırım en sık kullanılan bu, yanılıyorsam düzeltin)

vga=0x791

eklememiz gerekiyor. Burada 0×791 hexadecimal bir değer, istersen ondalık eşleniği olan 791′yi de kullanabilirsiniz.

Bu yöntemle ekran çözünürlüğünüzü ve renk derinliğinizi istediğiniz gibi ayarlayabilmeniz lazım.

———————————————-

Bir de konu dışı duyurumuz olsun: Yarın (14 Ağustos) saat 18:00′de Niksar Belediyesi sosyal tesislerinde Linux Kullanıcıları Derneği (LKD) onursal başkanı Mustafa Akgül ve Ankara Barosu’ndan Av. Nihad Karslı tarafından “Internet, Internet kullanımı, açık-kaynak yazılımlar ve Pardus” üzerine bir sunum yapılacaktır. Civardaki herkes katılmalı bence.

Yakınınızda Linux yok mu? Sorun değil, XAMPP var!

Siz de benim gibi düzenli olarak Apache, Php ve MySQL kullanıyorsanız ve olur ha (!) çalıştığınız/bulunduğunuz yerde bir LAMP (Linux, Apache, MySQL, Php) ortamı yoksa bile çareniz var!

Çaremizin adı XAMPP. Apache Friends adlı bir grup tarafından geliştirilen, taşınabilir olarak da kullanılabilen bir yazılım paketi.

Öncelikle sürümlere bakalım. XAMPP’in iki sürümü var: Normal ve Lite. Lite sürüm, çok sık güncellenmese de şunları içeriyor:

  • Apache 2.2.9
  • PHP 5.2.6
  • MySQL 5.0.51b
  • phpMyAdmin 2.11.7
  • OpenSSL 0.9.8h
  • SQLite 2.8.15

Bu sürüm benim her türlü işimi görüyor. Yok ben daha fazlasını isterim derseniz normal sürümü indirmeniz gerekiyor. Normal sürüm düzenli olarak güncelleniyor ve şunları içeriyor:

  • Apache HTTPD 2.2.9
  • MySQL 5.0.51b
  • PHP 5.2.6 + 4.4.8 + PEAR + Switch
  • Openssl 0.9.8h
  • PHPMyAdmin 2.11.7
  • XAMPP Control Panel 2.5
  • Webalizer 2.01-10
  • Mercury Mail Transport System v4.52
  • FileZilla FTP Server 0.9.25
  • SQLite 2.8.15
  • ADODB 4.98
  • Zend Optimizer 3.3.0
  • XAMPP Security
  • Ming

Gelelim asıl konuya; yanınızda LAMP yok ve sizin işinize devam etmeniz lazım! Ben Lite sürümü kullandığım için onun üzerinden anlatıyorum.

1) Öncelikle Lite sürümü buradan indiriyoruz. EXE’yi değil ZIP’i indirmemiz önemli, zira biz AMP ortamının taşınabilir olmasını istiyoruz.

2) Bir adet USB belleği takıyor ve indirdiğimiz dosyayı bir klasöre açıyoruz. Burada çift klasör kullanmamaya (xampp/xampp/) gibi dikkat edin, Apache bunu sevmiyor.

3) Açtığımız dizinin içindeki “setup_xampp.bat” dosyasını çalıştırıyoruz.

4) Son olarak sunucuları yönetmek için “xampp-control.exe” dosyasını çalıştırıyoruz.

XAMPP Kontrol Paneli

Taşınabilir Apache, MySQL ve PHP’niz hayırlı olsun! Sorularınız olursa cevaplamaktan mutluluk duyarım.

Not: Teorik olarak bu yöntemle Apache modülü olan diğer diller de (Python v.s) çalıştırılabilir. Ben denemedim ama deneyen varsa sonuçlarını merak etmekteyim :)